başlangıç

Bir başlangıç bu biliyorum.. elimde, kolumda, damarımda sana hissettiğim
İçimi titrettiğin.. bir şey var işte, aklımı alan sende.. tutundum sana tutukluluğumda..
Anılarım yok ki benim..seninle..
soluksuz tümcelerim var içime sığdıramadığım, içine sen katmaya çalıştığım..
evden daralıp sokağa atılan alelacele ama özgürce bir adım..
bir yolun başlangıcı var sende..
beni alan bana yazılan.. yaşamam gereken..
yaşayıp tamam olacağım… yaşamazsam eksik kalacağım…
nefesime soluğuma.. huzuruma erişen ıssız bir çimenlikte bir söğüt ağacısın
kalbimin tam orta yerinde..
kalbim mi orta yerde?

Elinde şemsiyesi yokken yaz günü ahmak ıslatan da ıslanıp,
Kuytuda yağmur almayan bir yere kaçışmanın başlangıcısın..
Vardığım yerde halime bakıp güleceğim.. sende..
Öyle keyiflisin işte…
Bir başka yarama yazacakken yeni bir sayfa açıp sana yazmanın başlangıcısın..
Öyle temiz.. öyle kimsenin görmediği..
İlk harflerini yazdığım, bir şiirimin en başlangıcısın..

bendeki başlangıçsın, şiirlere sevdam.. yazmaya aşkım..
kalbimden yazılanların, vücut bulmasında tutkularımsın..
bir dağın zirvesinden dökülüp ,bir çığ için toparlanan kar yığını gibi…
harflerimin çığısın.. boşluğa doğru kendini bırakan…
kendini tutmak için hiç çabası olmayan ..

atmosferin bana verdiği bir nefesin başlangıcısın..
dudaklarımın birbirinden ayrılarak, ağzımdan boğazıma,
sonra soluğumla ciğerime dolansın..
hayatın bendeki yaşamsallığının başlangıcısın..

nota nota dinlediğim bir konçertonun başlangıcısın..
nerede hızlanacağını nerede es vereceğini bilemediğim..
ama başlangıcındaki o eşsiz melodilere ruhumu emanet edişimsin.
Sen benim hikayemin, sonunda bitmeyecek başlangıcısın..
her gün başka duygularım için, benim için başlayansın ..
sen bendeki ben’in, başlangıcısın..

Reklamlar

elveda’m

sokak lambasının sönüğe yakın o ışığı omzumdan süzülürken…
bir yok’un ortasında kalmışlığa, “merhaba”m var..


ardına da bakamaz, içinden giden umutların ardı olmaz giderken..
dilsizliğinde, dudaklarına bir iki kelime sıkıştırıp, söz dökmeden denilen, “elveda”m var…

ben bendeyim..

kavak ağacının sağındaki,sisin griyle renk verdiği o sokağın başından başlıyordum. elimde bir bavul..içindekiler belki gerekli, belki gereksiz..seçememiştim ki vakit dardı..sırtımda bir kambur..gözümde yaş..senden değil, benden gidiyordum..

Yıllarımı yerden kaldırıp, yerin dibine sokup, üstünü çiğneye çiğneye gidiyordum işte.. ve hiç bir dur çağrısı beni durdurmayacaktı.. ‘ben’ gidiyordum çünkü… imkansızlığı kabullenişti gitmek..oysa kabullenmek bana göre değildi. boynumu eğen,bu duyguydu işte, biliyordum..

kimilerine göre bu bir meydan okuyuş aslında..yok ama değil, bu bir çaresizlikti aslında..çözümleri tükenmiş,hiçbirşeyi çözülmemişliğin feryadı içime doğan.. bağrıma oturan o yumrumsu acı..

insanların gözlerine, gözlerimi çekmeden bakıyorum şimdilerde.. kaçacak hiçbirşeyim yok artık.. ben, bendeyim! daha n’olsun…

Ateş değirmeni

bu aslında ölmek gibi sevgili.. göğsünün kenarına sığamadıktan sonra,seni özlemek kör testere.. bulamamak mezar, içi günah dolu.
bu uyku çivili..etime çakılan..
gözlerin senin ama benim suçum,
cezaları bitmeyen,karanlığın hükmü!ateş değirmeni bu,koynumda beslediğim ızdırap….
gün döndükçe geceye közlerle coşan sonsuz alevv…
sevmeye uzak…
sevilmeye daha uzak yaşamak..bu eziyet..kaybediyorum kendimi !
bu boşluk zehir, kanımda dolaştıkça beni acı içinde kıvrandıran…
sevgilim ölüyorsun soluğumda!

cesaret:

Yüreğinde yangınını söndürmeye çalışan bir kadına, yeniden yangın olmaya cesaret etmek, cesaret değildir…

Asıl cesaret;
alevlerin arasına girip o kadını, o yangın yerinden kurtarıp, O’na yangın değil, nefes olmaktır!

seni doldurdum

sızılı bir yaram üstüne yaraydın sen,
acım bitmişken tekrar doldurduğum.
hayatın köşesinde beklenendin sen
her mevsimimi kışla soldurduğum..

tutunacak tek umut dalıydın sen,
çelme takan kaderimle boğuştuğum
yüzümde gülüştün gözümdeki sen,
zamanı seni görüpte dondurduğum.

lisans farklılığı

aynı dilde konuşsakta, lisanımız farklıdır.aynı anlamı çıkaramayız bazen, anladığımızı düşünürüz sadece!

benim çok’um ile, herkesin çok’u farklıdır işte.

birbirinizin kavramlarını anlamadan, anlaşıyoruz diyemezsiniz. anlaşmıyorsunuz.
sadece anlamaya ve anlatmaya çalışıyorsunuz.

bilinçsizliğim

bilinçsizliğin çaresizliğinde, uzaklardan kilometrelerce düğüm düğüm tuzaklar ördüm.

zirvedeki uçurumdan sarkan
yürekli bir asma köprüydüm
bağım kopmuşken üzdüğüm,zorla tutunmaya çalışan çiçekli benliğim!

boşluğun tam ortasında
kendimi bıraksamda
bırakmasam da artık ölüydüm!